içinde

İLK TÜRK HEMŞİRE SAFİYE HÜSEYİN ELBİ

SAFİYE HÜSEYİN ELBİ
SAFİYE HÜSEYİN ELBİ
Bu İçeriği Oylayarak Puanlayınız

Hemşirelik mesleğinin tarihi bizde Balkan savaşlarına dayanır.

Balkan savaşlarında ilk kez Türk kadını hastanelerde hasta bakımında göreve almaya başlamıştır.

Oysa mesleğimizin tarihini insanlık tarihine eşit sayabiliriz. Avcı-toplayıcı insanların tarih sahnesinde boy göstermeye başlamasıyla yaralananın yarasını saran, hastaya bakan kadın olmuştur ve bu meslek kadınların annelik ve merhamet duygularıyla eş tutulmuştur.

Tüm dünyada Florance Nightingale’ n doğum günü olan 12 Mayıs Dünya Hemşireler Günü olarak kutlanmaktadır.

Hepimize meslek tarihi derslerinde ilk onun hayatı okutulur.

Gece lambasıyla hasta baktığı, “Lambalı kadın” olarak anıldığını biliriz. Ancak kendi Ülkemizde Hemşirelik tarihinden bir haberiz.

İlk Türk Hemşiresi olan Safiye Hüseyin Elbi ismini bilen sayımız yok denecek kadar azdır. Üstelik kendi ülkemizdeki hemşirelik tarihinin kaynakları da sınırlıdır.

Bu konuda sadece meraklı Akademisyenlerin çalışmaları ile yetinilmiştir ve Hemşirelik Mesleğinin bu ülkedeki gelişiminin göz ardı edilmesi mesleğin yardımcı sağlık personeli kapsamında değerlendirilmesine zemin oluşturmuştur. Zira Hemşirelik Türkiye’de ilk olarak Balkan savaşları ve Çanakkale savaşında sayıca yetersiz olan ve çoğunluğu yabancı olan hasta bakıcılarını takviye edebilmek amacıyla teşvik edilmiştir.

Bu teşvike dönemin ileri gelen ailelerinin kızları katılmıştır. Bu ailelerin kızlarından biri de Safiye Hüseyin Elbi’dir.

Türkiye’de hemşireliğin öncüsü olan Safiye Hüseyin Elbi’nindoğum tarihiyle ilgili farklı kaynaklarda farklı bilgiler verilmektedir.

İstanbul Ansiklopedisi Elbi’nin 1888’de doğduğunu ifade ederken; kız kardeşi Nesime Hanım’ın torunu Prof. Dr. Emre Dölen yazısında Elbi’nin doğumunu 29 Haziran 1882 olarak ifade etmiştir.

Elbi, İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Sosyo kültürel düzeyi yüksek bir aileden gelmektedir. Kız kardeşi Nesime Mukadder Dölen de kendisi gibi gönüllü olarak Balkan Savaşı sırasında Asarı AtikaMüzesi Hastanesi’nde hemşirelik yapmıştır.

Safiye Hüseyin Elbi çocukluk döneminde FloranceNightingale hayranlık duymaya başlamıştır. Büyük babası Miralay Şükrü Bey, Kırım Savaşında Florance Nightingale’iKırım’a götüren geminin süvarisidir ve Safiye, onun anılarını dinlemiştir. Evlerinde Flrance Nightingale ait bir de resim bulunmaktadır. 1954’de bir gazeteciyle söyleşisinde şöyle ifade eder:

“Büyükbabam Miralay Şükrü Bey, Kırım Harbi sırasında Florence Nightingale’i Kırım’a götüren geminin süvarisiydi. Çocukluğum hep Florence Nightingale’inhikayeleri, efsaneleri ve hayatını dinleyerek geçti. Evimizde bu insanın resmi asılıydı. Bu resmi seyrederken içimde hep böyle bir kadın olmak arzusunu duyardım. Babam Bahriye Sermühendisi Ahmet Paşa “Ben Florence Nightingale’in elini öptüm” diye övünürdü. Balkan Harbi’nde memlekette hastabakıcı yoktu. İngiltere buraya sağlık ekibi göndermiş, heyet şimdiki Arkeoloji Müzesi olan yere yerleşmişti. Ebüzziya Tevfik Bey, babamın çok iyi arkadaşıydı. Babama İngilizce bilen hastabakıcı aradıklarını söylüyordu. Bunu duyunca kardeşim ve ben müracaat ettik. Babam da kocam da hiç itiraz etmediler, üstelik bizi teşvik ettiler. Ben artık evimi, çocuklarımı unuttum, hastalara daldım…”

Safiye Hüseyin Elbi

Balkan Savaşlarında, Hilâl-i Ahmer Cemiyeti İstanbullu kadınları yaralı askerlere bakmak için göreve çağırdığında Safiye Hüseyin ve kardeşi Nesime ilk başvuranlar arasındadır.

Elbi, kardeşi Nesime Hanım’la birlikte önce bağış olarak yatak ve yorgan toplama işi ile hastanelerin kurulmasında görev almıştır. İki kardeş çok iyi düzeyde İngilizce bildikleri için İngiliz hekimlerin görev yaptığı İngiliz Kızılhaçı’na tahsis edilen Müze Hastanesi olarak bilinen Âsar-ı Atika Müzesi’ne (İstanbul Arkeoloji Müzesi) gönderilirler.

Elbi, böylelikle hemşireliğe ilk adımını atar. Özellikle savaş yaralılarının tedavisine ayrılan bu hastanede Elbi, hasta ve yaralılara bakmış, ameliyat hemşireliği yapmıştır. Aynı zamanda Hilal_ Ahmer cemiyeti Hanımlar Heyetinin kurucularındandır. Balkan savaşlarında ilk gönüllü Türk Hemşiresi olarak görev almıştır.

Safiye Hüseyin Elbi, Birinci Dünya savaşında da görev yapmıştır. Savaş başlamadan önce hastabakıcı kurslarına katılmış, Hilâl-i Ahmer Galata ve Cağaloğlu Hastanelerinde gönüllü hastabakıcılık yapmıştır. Özellikle tetanoz ve gazlı gangren hastalıklarını çok sık gördüğünü ve bu hastalıklarda uzman olduğunu ifade etmiştir.

Bir müddet sonra Hilâl-i Ahmer Hastanesi yapılan Bezmi Âlem Sultanisi’ne görevlendirilmiştir. Burada bir müddet çalıştıktan sonra kendi isteğiyle Reşit Paşa Hastane Gemisi’nde çalışmaya başlamıştır.

Ağır yaralıları Çanakkale’den vapurla İstanbul’a taşıyan, gerektiğinde ameliyatlar yapılan Reşit Paşa Hastane Gemisi’nde Alman ve Avusturyalı hemşireler arasında tek Türk hemşire ve başhemşire olarak görev yapmıştır.

Bombardıman altında zor şartlarda geçen bu görevi başarıyla tamamlamıştır. I. Dünya Savaşı sonunda Avrupa’nın çeşitli ülkelerindeki Türk esirlerin ve öğrencilerin durumunu incelemek, ihtiyaçlarını tespit etmek ve gerekli çalışmaları yapmak üzere Hilâl-i Ahmer Cemiyeti tarafından Avrupa’ya gönderilmiştir. Savaşta hayatını kaybeden öğrencilerin mezarını ziyaret etmiş, aylarca sadece öğrencilerin esir bulunduğu yerleri dolaşarak onların Yurda dönmelerine ön ayak olmuş, Berlin’de bulunan esir öğrencilerin Yurda dönmesini sağlamıştır.

Yurda dönen Safiye Hüseyin Elbi o dönem ismi Himayey-i Eftal cemiyeti olan Çocuk Esirgeme Kurumunun idaresine alınmıştır. Elbi aynı zamanda Kızılay Hemşirelik Okulu kurucularındandır ve burada eğitmenlik yapmıştır. 23 Ağustos1933 yılında kurulan, şu anki adıyla Türk Hemşireler Derneği olan Türk Hasta Bakıcılar Cemiyeti’nin de kurucu üyeleri arasında yer almıştır. Ayrıca cemiyet başkanlığını da üstlenmiştir.

Elbi, Avrupa, Hindistan ve Kuzey Amerika’ya ziyaretlerde bulunmuştur. İyi seviyede yabancı dil bilgisiyle Amerika heyeti tarafından gönderilen İngilizce belgeleri Türkçe’ye çevirdiği arşiv belgelerinde yer almaktadır.

Safiye Hüseyin Elbi’nin makaleleri ile, aldığı onur belgeleri ile o dönem çalışmalarıyla gerek yurt içinde gerek yurt dışında takdir görmüştür.

1921 yılından beri her sene dağıtılan Florence Nightingale Madalyasını, 21 Kasım 1921’de İstanbul’daki Fransız Salib-i Ahmer Başkanı Mösyö de Clousie’den almıştır. Bu madalyaya layık görülen ilk Türk kadınıdır ve bu madalyaya layık görülen başka bir Türk hemşire olmamıştır.

Hayatını hemşireliğe, hemşirelik eğitimine adayan Elbi, Hemşirelik Yüksekokulu açabilmek için çalışmalar yapan, 1956 yılında kurulan, bugünkü adı ile Florence NightingaleHemşire Mektepleri ve Hastaneleri Vakfı olan vakfın dakurucularındandır.

Hemşirelik Mesleği için bu kadar emek veren bu öncümüzün çalışmaları maalesef yeterince bilinmemektedir.

Şerife Yılmaz Gören ve Neyyire Yasemin Yalım’ın LOKMAN Hekim dergisinde yayınladıkları ve aynı zamanda Dergi Parkta da yayınlanan “HEMŞİRELİK TARİHİNDE BİR ÖNCÜ “SAFİYE HÜSEYİN ELBİ” adlı çalışmalarında Elbi’ninmeslektaşları tarafından dahi yeterince bilinmemelerini şu şekilde değerlendirirler:

  • Hemşirelerin hemşirelik tarihine yeterince ilgi göstermemesi,
  • Hemşirelik eğitim müfredatlarında hemşirelik tarihi derslerinin yeterince bulunmaması,
  • Hemşirelik tarihinin hemşireliğe giriş, deontoloji gibi derslerin içeriğinde yer alması, fakat yeterince verilememesi,
  • Hemşirelikle ilgili kongre, konferans gibi etkinliklerde Safiye Hüseyin Elbi ve diğer meslek öncülerinin adlarının yeterince zikredilmemesi,
  • Hemşirelik tarihi ile ilgili çalışmaların sadece bu alana özel ilgisi olan akademisyenler tarafından yapılması; tıp fakültelerinde olduğu gibi hemşirelikte bu alana özgü anabilim dalının olmaması gibi birçok neden sıralanabilir. Bu nedenler arasına tarihin erkek egemen bakışıyla yazıldığı ve tarihe katkı sağlayan kadınların göz ardı edilebildiği yargısını da eklemek gerekir. Bu düşünceden hareketle Elbi’nin de hakettiği kadar görünür olamamasının bir nedeninin de toplumun cinsiyetçi bakış açısından kaynaklanan tarih anlayışı olduğu söylenebilir.

Hemşirelik mesleğinin bu ülkede gelişimi göz ardı edildiği için mesleğin hala Yardımcı Sağlık Personeli Kapsamında değerlendirildiğini düşündüğümü yazının başında belittim. İlk Türk Hemşiresi Safiye Hüseyin Elbi’yi saygıyla anıyorum. Onun, bu mesleği profesyonel anlamda geliştirmek için örnek almamız gerektiğini düşünüyorum. Tüm meslektaşlarımızın Hemşireler Günü bir kez daha kutluyorum.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GIPHY Uygulama Anahtarı ayarlanmadı. Lütfen ayarlar'yi kontrol edin

En Ünlü 10 Hemşire

HEMŞİRE DIŞARDA KALDI

Ev Sahibi Hemşireyi Dışarda Bırakınca Twitter de TT #HemşireSokaktaKaldı Sokağa Atılan Hemşire