içinde

ÇOK KOMİKÇOK KOMİK

Doktor: “No acid, no ulcer” Dedi Kendini Kobay Olarak Kullandı !

kobay doktor
kobay doktor

Avustralyalı doktora göre ise bunun nedeni çok başkaydı ve milyonlarca kişiyi iyileştirecek tedavi yöntemi için kendi kobay olarak kullandı. İşte ülserli bir hastanın mide suyunu içerek tıp dünyasında çığır açan doktorun yaşadıkları.

Takvimler 1980’li yılların sonunu gösteriyordu. Avustralyalı doktor Barry James Marshall, 20’inci yüzyıla kadar korkunç mide ağrılarına, yanmalarına yol açan ülserin tedavisi için arayış içerisindeydi.

Bilim dünyası ise mide ve onikiparmak bağırsağı ülserinin nedeninin midedeki yüksek asit düzeyinden kaynaklandığını düşünüyordu. Bu, öylesine değişmez bir görüştü ki “No acid, no ulcer” (Asit yoksa ülser de yok) şeklinde bir kural geçerliydi. Oysa Marshall’a göre helikobakter pilori (helicobacter pylori) çoğu kişiyi enfekte edebilen bir bakteriydi ve ülser hastalığına zemin hazırlıyordu. Üstelik tedavi edilmezse sonunda kansere yakalanmak da kaçınılmazdı. Bakteriyi taşıyan hastaların birçoğunu gözlemleme fırsatı bulan doktor, tedavi edilmediği takdirde nelerin yaşanabileceğine dair önemli bir fikre sahipti ancak bunu kanıtlayabilmek için deney yapması gerekiyordu. Tüm dünyada milyonlarca kişiyi etkileyen bu hastalığın tedavisini kanıtlaması şarttı.

O esnada Profesör Marshall’ın yolu, bağırsağın ‘helikobakter pilori’ bakterisi tarafından istila edilebileceğini keşfeden Patolog Robin Warren ile kesişti.

BİR BAĞLANTI KURULAMIYORDU

Günümüzden 39 yıl öncesine kadar bu bakteriyle ilgili bilgiler oldukça kısıtlıydı. Mide sıvısı üzerinde yapılan araştırmalar organizmanın varlığını gösterse de daha önce ülser ve gastrit ile ilişkilendirilememişti.

Ayrıca o yıllarda uygulanan penisilin ya da antibiyotik tedavileriyle mide ağrısının geçtiği görülse de kesin bir sonuca ulaşılamadı.

Bir süre mide rahatsızlıklarının artan asitten kaynaklandığı düşünüldü ve bu kanıyı yıkmak pek de kolay değildi. Tedavi yöntemleri deneniyor, antibiyotikle olumlu sonuçlar alınıyordu. Midede organizmanın varlığı gösteriliyordu fakat bir bağlantı kurulamıyordu.

Marshall ve Warren çalışmalarına bakteri kültürü elde etmekle başladılar. Öncelikle bu bakterinin bir ‘kampilobakter’ (hayvanlardan insanlara bulaşan bakteri) türü olmadığını ortaya koydular.

Ancak istekleri bu bakterinin ülser hastalığına yol açabileceğini ve tedavi edilmemesi durumunda nelere yol açabileceğini göstererek tedavisini bulmaktı.

KENDİ ÜZERİNDE DENEDİ

Ülsere yakalanan hastalardan biyopsi alan ve laboratuvarda organizmaları kültürleyen Marshall, sadece ülserleri değil, aynı zamanda mide kanserini de yakından inceledi. O yıllarda otorite kabul edilen bütün gastroenterologlar, ülserin stresten kaynaklandığına körü körüne inanıyordu.

Laboratuvarda kobaylarla yaptığı çalışmalarda iddiasını ortaya koyamayan ve insanlar üzerinde deney yapması yasaklanan Marshall, umutsuzluğa kapılmıştı. Herkesi ülser konusunda ikna etmek için daha fazlasına ihtiyaçları vardı.

Dr. Marshall’ın aklına tam da o noktada adını tarihe yazdıracak çarpıcı bir fikir geldi. Deneyde kendini kobay olarak kullanacaktı.

Marshall, 1984 yılında helikobakterin ülsere çevirdiğini ve bu hastalığın ölümcül olabilecek kadar ciddi olduğunu kanıtlamak için kendi üzerinde deney yaptı. Önce bir hastanın bağırsaklarından biraz bakteri aldı ve bir et suyuna karıştırarak içti. Günler geçtikçe ülserin habercisi olan gastrit belirtilerini göstermeye başladı. Dr. Marshall kusmaya başladı, nefesi kokuyordu, kendini hasta ve oldukça bitkin hissediyordu. Laboratuvara döndüğünde kendi midesinden biyopsi aldı. Bunun sonucunda ülserlerin altında yatan nedenin bakteriler olduğunu kesin olarak kanıtladı.

‘KOBAY DOKTOR’ LAKABINI ALDI

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Barry J. Marshall, helikobakteri kendisine bulaştırmış ve ülserlerin antibiyotiklerle tedavi edilebileceğini test ederek kanıtlamıştı. Bu ona yalnızca ‘kobay doktor’ lakabını kazandırmakla kalmadı, aynı zamanda bakterinin gastrite ve ülsere neden olduğunu keşfettikleri için 2005 yılında Nobel Tıp Ödülü’nü de getirdi. Dr. Marshall ve Dr. Warren’ın çalışmaları sayesinde ülserin tedavisinde ciddi bir yol kat edildi.


‘MUCİZEVİ BİR YÖNTEM’

Kirli su ve yiyeceklerin tüketilmesi, el hijyenine yeterli özenin gösterilmemesi sonucu vücuda girerek mideye yerleşen helikobakter pilorinin mide ağrısı, mide yanması, hazımsızlık gibi sindirim sistemi şikayetlerine neden olduğunu söyleyen Gastroenterelog Doç. Dr. Nalan Ünal, kişilere gerekli tetkikler yapılarak sonuca göre tedavi önerildiğini söyledi. Bu enfeksiyonunun dünya çapında yaygın görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ünal, “Mide ülseri, oniki parmak bağırsağı ülseri ve mide kanserine sebep olabilmesi nedeniyle teşhis edilmesi önem taşıyor” dedi.

Binlerce yıl boyunca insanların bu enfeksiyonlara kötü ruhların, cinlerin ya da kötü havaların sebep olduğunu düşündüklerini belirten Ünal, “Tıp tarihinin en önemli kişilerinden biri olan Pasteur hastalıklara bakteri denen küçük canlıların neden olduğunu öne sürerek bu küçük canlıların insanların bedenlerine girip onları güçsüz düşürdüğünü, hastalığa ve belki de ölmelerine sebep olabileceğini açıklayan ilk kişiydi” ifadelerini kullandı. İnsanlık tarihine yön veren buluşlardan birinin de Dr. Marshall’ın helikobakter pilori bakterisi üzerine yaptığı çalışmalar olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Nalan Ünal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dr. Marshall, bakteriyle ilgili yaptığı çalışmalarda kendini denek olarak kullandı. Bu çalışmalar sonucunda elde edilen bilgiler doğrultusunda ülser hastalığının tedavisinde değişikliklere gidildi. Bu yeni tedavi yönteminin ise mide problemi çeken hastalar için mucizevi olduğu anlaşıldı.”

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GIPHY Uygulama Anahtarı ayarlanmadı. Lütfen ayarlar'yi kontrol edin

acil servis

Yoğunluktan Yemek Yemeye Fırsatı Olmayan Şeker Hastası Acil Doktoru Hastanelik Oldu !

ŞAİR EMEKLİ HEMŞİRE

Yıllarca Hastalarla Çalışınca Emekli Şair Hemşire Oldu !